18 Ağustos 2017 Cuma

Ayakkabı Bağlama Çalışmaları

  Kardeş konusunda en sinir olduğum şey ayakkabısını bağlamak ve ona öğretmeye çalışmaktı.Ayakkabı bağlayabilmek bizim ülkemizde çoook sonralarda kazanılan bir beceri.Gerçi çocuklar için botlar bile cırt cırtlı fakat bahçe işlerinde falan ip bağlayabilmek önemli o yüzden yavaş yavaş alışsın diye İceoğlan için bu kartondan yaptım.


Çizemem diyenler bunları çıkarıp bir kartona yapıştırabilir.




Hem motor gelişimi için önemli bir etkinlik hemde önemli bir beceri.Bizim minno uzun süredir zaten kendi giyinip,soyunup,ayakkabısını vs giyebiliyor.Artık ara ara bunuda çalışsın çünkü hevesli,bağlamaya çalışmak istiyor.Zaten kendi isteği olduğu için yaptım bu kartonu yoksa oralı olmazdı..Aklına geldikçe deneyebilir artık.

8 Ağustos 2017 Salı

Hep Bir Ekşın :)

  Geçenlerde köy gezimizde neler neler yaşadık.İceoğlan daha önce hiç denk gelmemişti ilk defa mezarlıkları gördü, akabinde ölümle ilgili çok soru sordu. Sünnet çocuğu gördü "bu çocuk çok komik giyinmiş bu ne beee eheheheh" diye gülerken bir densiz amca eliyle makas taklidi yapıp "Bülüğünü kestirdin mi büllüğünüüü?" diye taciz ettikten sonra mecbur o konuda da konuştuk."Ucundan biraz alıcaklar zamanı gelince vs,temizlik için şart,pislik olursa hastalık olur hatta o yüzden tuvaletını oturarak yapıyorsun çünkü ayakta hiç sağlıklı değil diye.Normal karşıladı "olur tamam pis olmasın" dedi.Bu arada halk arasında büllük denilen şey bildiğin penis:) Artık pipi demiyollağ demek.


Şişman diye dalga geçilen bir çocuk gördü "ne var onun vücudu öyleyse,benim ki böyle herkesin ki farklı,boyumuz,saçımızda farklı neden üzüldü ki kız?" dedi.Dalga geçen çocuğa gidip kızayım ben bir daha yapmasın hiç hoş değil dedi ama ilk önemsediği kızın neden üzüldüğü oldu.Labirent oyunlarında en uzun yolları seçip beni çıldırtan çocuk nasıl böyle mantık yürütüyor ya? 
  Bir akşam bahçede otururken kuyunun önüne düşen yaralı bir kuş bulduk ona üzüldü,tedavi ettik o iyileşme sürecine tanık oldu,güzeldi.. Nerde tuhaflık gelir bizi bulur dağda mantar toplarken sen kır sapını,sonra o ellerini gözlere sür, yandı tabi gözleri çıldırdı çocuk.Ramazanın son günü gitmiştik biz,şehirde pek duyulmuyor tabi ramazan davulunun sesi ya gece korkuyla kalktı,sonra neden saat kurmuyorlar ki bu ne saçma iş diye söylene söylene uyudu:) 
  En bombası bir akşam yürüyüşten dönerken bir anda aşka gelen büyükbaş hayvanları görünce "anneeee ne oluyooo ya,naapıyor bunlar?" diye bağırmasıydı. "Birbirinden hoşlanan çiftler için normal birşey annecim" dedim,"iyi tamam o zaman biz gidelim bari" dedi.Fakat bir büyük boy kuzeni "inekler sadece ineklere mi aşık olur? İnek kediye aşık olamaz mı?" diye sorular sormaya başlayınca bir koşu anasının kucağına attım yavruyu.Benim için "love is love" ama herkes aynı düşünmüyor,elalemin çocuğuna neyi nasıl anlatayım? Kendi çocuğumada bu konuda başkası fikrini anlatmadan önce ben konuşmak isterim ama mümkünse bu yaşlarda değil.Cinsel eğitim konusunu yaşına uygun olarak açıkca konuşmaktan yanayım,"ayıp" denilip geçiştirilmesini doğru bulmuyorum.
  Ay o kadar acaip sorular geliyor ve öyle tuhaf muhabbetler geçiyor ki aramızda..Bazen çenesinden yılsamda çok keyif alıyorum..bazen.. 

3 Ağustos 2017 Perşembe

Bir Gün...

   Gözümü açamadım henüz ama sokaktaki inşaatın gürültüsü yeni başladığına göre saati tahmin ediyorum vee şu dakikliğe bakın hele! Pıt pıt yatak odasına gelen ayak sesleri.Yüzümü yastığa gömüyorum ki tatlı laflarına kanıp ayağa kalkmayım,bu seferde babası kalksın banane.. Hissetti ya sıpa damardan vuruyor "annecimmm kalkma vaktiiii sabah olduuu" bu sefer yumuşacık elleriyle saçlarımı geriye atıp yanaklarımı okşuyor ve "annemm seni çok seviyorum dönde bir öpeyim hadii,bak güneş gibi doğdum ben evine dimi annecimmm?" Dayan Giz dayan,şimdi babaya geçicek az kaldı derkeen tekrar saçlarımı okşayıp,başımı öpüyor "acıktım ben yumurta yapalım hadi beraber" diyor off tamam pesss,kalktım artık.Dönüp arkama bakmıyorum bile haiiiiin kocCa da kesin uyanıktı😬Tabi o kısık sesli,üzerine peri tozu serpilmiş gibi narin olan çocuk gidiyor yerine ben yumurta çırpmaya çalışırken,scooterla ayaklarımı ezen "açımmm,ne zaman hazır olcakkk,parka gitcez miii,dedemi araa,bisiklete binelim,arabamın şarjı nerdeee,paw patrol açarmısınnn?" diye nefes almadan ve yüksek sesle konuşan çocuk geri geliyor.Ben kendi kendime söylenirken o mutfak tezgahına tırmanmış "kahveni ben yapayım hadi" diyor."Ne olacak ki yeaaa iki kaşık kahve birazda su o kadar" derken kavanozun yerini buluyor.
Kahvaltı,park,bisiklet,yemek,alışveriş,oyun alanı,anane/dede ziyareti,arkadaşlara yemeğe gidelim derken gün sonunda ben pelte gibi bir yere kıvrılırken o hala oyun için kolumu bacağımı çekiştirebiliyor.
  Son çare sıcacık küvete bırakıyorum yavruyu ve bir ohhh çekiyorum, tabureyi alıp küvetin yanına konuşlanıyorum.Dergi vs okuyorum yada beni ıslatmasına izin veriyorum,bu arada çeneside hiç durmuyor hiç! Bazen bir saat bazen 20dk kadar suda debeleniyor,çok mutlu olduğu için etrafın batmasını önemsemiyorum,gerçekten.Zaten temiz ve düzenli kalması çok uzun sürmüyor,alışıyor insan bir süre sonra:) Rahvan gitsin mi ne demişler bildin mi? Sonra buruş buruş ve kıpkırmızı şekilde bir çıkıyor kiiiii hamur olmuş hamur:)))) "Tertemiz oldum annem bak pamuk gibiyim" diye bornozuyla dolaniyor evde.Allahım o nasıl bir tatlılık,baldırlarını ısırıyorum,ayak parmaklarını öpüyorum.Yalnız mayışmış bebeyi hemen giydirip yatağa atmazsam yine canlanıyor o yüzden jet hızıyla giydiriyorum, vallahi F1 PitStopları gibiyim.Sonrada bir papatya yada nane limon çayı yapayım diyorum ve demlenirken unutup uyuyorum:) İçimin geçmeside 10dk bulmaz ama geri kalkıyorum,evi şööyle bir topluyorum ki ertesi güne hazır olsun öylede manyağım.

  
  

1 Ağustos 2017 Salı

Tatile Gitti Gelicek..

  Dolu dolu bir yaz tatili geçiriyoruz.Bolca geziyoruz sonra ben iki gün kendime gelemiyorum ama sonra yine yollardayız:) Aslında çok farklı planlarımız vardı hatta biletleri alınıp ayarlanmış eotalarda ama eşimin ani bir rahatsızlığı çıktı bende onu tek bırakıp gitmek istemedim.Hayat siz planlar yaparken... Neyse şuan için iyi çok şükür bizde birarada olmayı kutluyoruz ve Ayda iki kez Ege'de bir yerlere kaçıyoruz.
Evde olduğumuzda bisiklete biniyor yada İstanbulu gezmeye çıkıyoruz.Çok yedik bu aralar şiştim valla kışın ki zayıflıktan eser kalmadı:( 
   Okulsuzluk sadece minnağın hoşuna gidiyor aahahaj ama onunla takılmak bir yere yetişme derdi olmadan hemde harikaymış.Öğlen uyursa eğer yanına kıvrılıp kitap okuyorum.Hem onu koklayıp,izliyorum hem istediğim bşka birşeyi yapıyorum.Uyandığı ilk anları çok sevdiğim için o arada başka bir iş yapmıyorum.Terlemiş ekşi kokulu,şişmiş gözler bir masumluk bir yumuşaklık ogffff.Yarım saat kadar kucakta seviliyor,muhabbet ediyoruz sonra yine birbirimizi yemeye başlıyoruz:p 
  Haftasonu kısmetse yine yollardayız sonra eve sonra yine yollara.. Eşimin test sonuçları iyi çıkarsa Eylül'de 15 gün bir gezimiz var bakalım..Aslında Dubrovnikte Ekim'de GoodFood festivali varmış ona mı gitsek diye düşünüyorum,aklım fikrim yemekte ve kitaplarda evet:) Aslında havalar soğumadan bir Kastamonu-Amasra-Sinop yaparız.Birde çok merak ettiğim Macahel turları var ama ciddi uzun yürüyüşler gerekiyor 5-6 gün falan sürüyorlar.Minnakla biraz zor gibi belki seneye.Ama istek listemde ilk üç içinde sürekli girip fotilerine bakıyorum.
Günde iki kez İnstagrama bakıyorum 10ar dakka falan.Haftada birkez takip ettiğim blogları okuyorum onun dışında telefonla fazla bir ilgim kalmadı.Eski yaz tatillerime geri döndüm gibi.Beni ararsanız yeni bir Lego paketinin başındayımdır:)