25 Kasım 2017 Cumartesi

Gezi Günlüğüm

   Minik Gezginler için harika bir hediye değil mi? Haftasonu minnakın doğumgünü için iki haftalığına tatile gidiyoruz. Eşim birkaç güne geri dönecek ama biz anne oğul gezmelere devam edeceğiz.İpucu için; gittiğim yerde birbirinden güzel müzeler,nefis kahveler ve en güzelide cıvıl cıvıl bir xmas markt var:))
  Ee tatil öncesi oğlum için mini bir hediye alayım dedim.İçinde ülkemizin haritasıda var,biz gittiğimiz yerleri beraberce işaretledik ve yakında nerelere gidiceğimizi bile konuştuk.
Yakın zamanda yapmayı düşündüğümüz bir gezi öncesi minnaka ufak bir hediye vermek istemiştim.Fotoğrafları için minik çerçeveler,gün içinde hoşuna giden yerler ve yemekleri onun anlatımıyla not alabileceğimiz sayfalar,stickerlar,müze/konser/uçak/tren biletleri için bir zarf bile var.İstediğim, anılarını kendi gözünden saklayabilmek ve ilerde ona bunları hediye etmek! Klasik balık burcu davranışları işte.




Şimdi biz yaklaşan gezimiz için beraber ihtiyaç listesini çıkartıp gezi günlüğüme not alıyoruz sonrada çantalarımızı hazırlayacağız çünkü yarın sabah yola çıkıyoruz.

  Kitap Akademi Yayınlarından çıkmış ben kitapyurdu.com dan aldım.Aslında kendinizde evde hazırlayabilirsiniz ama ben görünce dayanamayıp direkt aldım:)

20 Kasım 2017 Pazartesi

Babayla Aynı Takımı Tutmak !?

  Eşimle farklı takımları tutuyoruz ama ikimizde fanatik değiliz(artık).İlk zamanlar bu konuda tartışmış ve baya küsmüş falan olabiliriz,yaniiii daha doğrusu ben çok sinirlenmiş ve bir suçu yokken ona patlamış olabilirim..ama artık takmıyorum..:) Ne bileyim gs gibi bir takımı tutarsa evden kovabilirim sanırım eheheh şaka ayolll,şimdi durduk yere karmanın aklına karpuz kabuğu sokmayalım!
   Bir oğlumuz olacağını öğrendiğimizde ben(!) bir anlaşma önerdim “kimse çocuğu etkilemeyecek,takımının tulumlarını almayacak” o da uydu.Saf ya:) Neyse tabi kardeşim 6 aylıkken minnaka bir BJK zıbını almıştı sonra eşim hemen bir Fb sweeti aldı.Sonra kardeşim “ilk formayı dayı alır” diye düşünmüş ama o ilk bisiklet değil miydi? Neyse işte eşimde fenevbahçeli bir pijama takımı almış.Ama kimse kimseye birşey demiyor çünkü bu kadarla kaldı herşey.Sonra tabi Kartalım şampiyon oldu! Üstelik iki sene üstüste:) Veee eşimin bana verdiği sözü tutma vakti gelmişti.Takımım ne zaman şampiyon olsa beni kutlamalara götürücekti.Tabi 6 senede bir olan birşey diye düşünüp rahat rahat söz verdi ama gel gör ki kader çocuğunun tam etkileneceği yaşta,KaraKartalı iki kez şampiyon yaptı.Kutlamalar harikaydı,boğazda yüzlerce tekne meşaleler ile turluyordu.Heryerde marş sesleri,insanlar hoplaya zıplaya yürüyorlar,bayraklar vs derken ortalık tam şenlik alanıydı tabi.Çok kalabalığa sokmadan ananeyle dedeye emanet edip biz kutlamalara katıldık ama çovukta etkileniyor tabi.

  İşin komik tarafı Berkay asla futbol maçı izlemiyor ve hoşlanmıyor üstelik topla oynamayı sevmeyen az sayıda erkek çocuklarından biri sanırım.Ama Beşiktaş,Göztepe ve Fenevbahçeyi sevdiğini söylüyor.Acayip politik çocuk kimseyi üzmeden herkesin gönlüne göre konuşuyor.Açıkcası takım tutsun ve çok bağlansın istemiyorum çünkü babam bizi çok tutkulu taraftarlar yapmıştı ve derbi kaybedince okula gitmek istemeyecek kadar üzülüyordum.. 
  Konu buralara nerden geldi onuda söyliyeyim.Okul arkadaşı B. annesi Gs’li suluk almış çok güzelmiş,M. babasıyla aynı takımın eşofmanını giyiyormuş..bunlar dedeye anlatılmış.Dede hemen gidip Bjk suluğu almış ama ben sadece lisanslı diye bir suluğa o kadar para vermezdim.Neyse bizimki bir mutlu amannn.Ama diğer dedesi görünce biraz bozulucak çünkü baba tarafında iki erkek torun var ve o taraf biraz takıntılı:p 
  Çevremde gözlemliyorum da bizim çevremizde takım konularında çok takıntılı insanlar yok.Ailelerimizi saymıyorum çünkü onlar kombineli ve her sene yeni formalar alan taraftarlar ama arkadaş çevremizde böyle bir şey yok.Eşim, bir çocuk babasıyla aynı takımı tutmak zorunda değil hatta hiç tutmasa daha iyi, diyebilecek kadar rahat.Bende ilk zamanlar düşündüğüm sinsi müdahele konusunu unuttum gitti bile.Ne istiyorsa öyle yapsın! Ama özellikle hiç sevmediğim bir takım var onu tutmasın lütfeeeennn!!!

10 Kasım 2017 Cuma

Sonbahar Gezisi

  Ekim ortasında güzel havaları da fırsat bilip bir Sinop kaçamağı yaptık.Güzel hava derken 12 derece! En azından sağanak yağmurlar ve kar yokken gezmek,sonbaharın o harika renklerinde şehirden uzak,başbaşa kafa dinlemek(?!) iyi geldi.
Sarı,turuncu ve kızılın harika tonlarını dağın tepesinden izledik.Hatta gitmeden kendime müzik listesi yapmıştım ama pek kullanmadım.Sabahları erkenden tepelere doğru yürüyüşlere çıktık hemde kilometrelerce,bazen sis içinde ve genelde çamura banarak.Hatta birisi her su birikintisinde şıpır şıpır zıpladıkça mutluluktan kendinden geçti:)
Yürüyüşler harikaydı ama bazen oldukça yorucuydu.Keçi yolu gibi yerlerden tırmandık.Yanımıza yiyecek almayı akıl edemdiğimiz için (yılın ebeveyni) ağaçlardan elma ve armut kopardık.
Dağda tek başımıza! Cahillik mutlulukmuş tekrar anladım:)) Mantar toplamaya çıkan köylülerin hep tüfekli olduğunu görünce sordum meğer bazı ayıcıklar henüz uyumamış hatta çakal ve domuzlarda olabiliyormuş.. Bu bizi korkutmadı ve yürüyüşlerden alıkoymadı fakat beni biraz tedirgin etti, gözüm hep minnaktaydı.Bir ara sahile indik dalgalar bina boyutunda olduğu için yine dağlara,tepelere,dere kenarlarına attık kendimizi.Dönerken fındık,taze kestane(sadece yıkayıp,kesip 25dk kadar fırına atmak yeterli,şeker gibi),armut,elma,bahçeden ıhlamur ve biberleri ve tabiki litrelerce dondurulmuş sütümüzü alıp döndük.
Minnak yine gitmek istiyor ama bu sefer ya Abant yada Yedigöllere gitmeyi düşünüyorum.Aslında en güzeli sıcacık termal ama onunda çocuğa uygun kaykaylı falan olanından bulmak gerek.Ama önce doğumgünü için süpriz bir gezi var.Herşeyi ayarladım gibi veee şuan Aralık bekleniyor evde,oğlan takvimden geri sayım yapıyor:) Hadi bakalım..

7 Kasım 2017 Salı

Yeme Alışkanlıklarımız Değişiyor

Çoook basit ama geçerli bir kural "Çocuğunun nasıl beslenmesini istiyorsan,sende öyle besleneceksin!" Sen kolanın yanına kızartma götürürken o çocuk buharda pişmiş gacur gucur sebzeyi mi yiyecek sanıyorsun? "Amannn pizza söyleriz aç kalmasın yeter ki" diye düşünen bir annenin çocuğu bulgurlu pırasayı yemez değil mi? Bende yemem şahsen..
  Tüm ailem için istediğim yaşam boyu sağlıklı beslenme alışkanlığı edinebilmemiz.Çocuğun yeme şeklini bizim alışkanlıklarımız etkilediği için de değişim önce bizde başlıyor.Eşimle anlaşmakta en çok zorlandığımız konu bu.Alma diyorum eve, abur cubur saçma sapan şeyleri alma! Yani görseniz 36 yaşında bir adam değilde bir ilkokul çocuğunu markete göndermişin gibi bir alışveriş poşetiyle dönüyor.Sonra vay efenim akşam uyuyamamış.Ben paketli gıdayı özelliklede şekeri ve gluteni kestiğimde inanılmaz enerjik oluyorum.Ne eklem ağrısı,ne uykusuzluk,ne kronik yorgunluk kalıyor.Tabi bu benim açımdan sürdürülebilir bir durum değil.Birde psikolojik boyutu var bunun mesela bazen canım çekiyor, sonuçta çelik gibi bir iradem yok.Dışarıda almıyorum ama o sırada evde elimin altında ne varsa yiyebiliyorum:( Dertliyim bu konuda ve kendimi değiştirmeye çalışıyorum.Oğluma karşı da bu yüzden daha dikkatliyim.
  Ben çocuğunun gün içinde yediklerini porsiyon yada kalori hesabına ayırıp,kiloyla gelişim takibi yapan bir anne değilim.Aslında bir çocuğum var ve bu zor olmasa gerek ama bana göre gereksiz çünkü "olması gerek listesi" üstümde baskı yarattığı gibi olmadığı zaman da gerginlik yaratıyor."Ooo öğlen karbonhidrat yedi,akşam protein vereyim, yanınada ne içse demir emilimini arttırır acaba" diye düşünen arkadaşlarımın yanında mağara kadını gibi kalıyorum:) 
  Ek gıdaya ilk başladığımız zamanlarda daha dikkatliydim ama artık daha fazla sorumluluğum var ve çocuğumda büyüdü.Zevkleri gelişen ve "hayır" diyebilen bir çocuğa zaten herşeyi yediremiyorsunuz.Üstelik yaşına göre kalori ihtiyaçları değişiyor ve bu gün içinde harcadığı enerjiye görede değişiyor.Ne kadar su tüketiyor,öğlen uyuyor mu,şekerli gıda ne sıklıkla tüketiyor,o gün canı ne yemek istiyor.. Bu yüzden kendime sorduğum bazı sorular var.Bunlara verdiğim cevaplar beni tatmin ediyorsa tamam diyorum,iyiyiz.Bunlar;
  • İşlenmiş gıdalardan ne kadar ve ne sıklakla tüketiyor?
  • Beslenme ve ödül ilişkisi kurduk mu?
  • Mevsim dışı meyve sebze tüketiyor mu?
  • Aldığı ürünün paketini inceliyor muyuz? (okuma bilenlerin paketleri okuma alışkanlığı edinmesi önemli!)
  • Acıktım diyebiliyor mu? (Çoğu anne acıkmadan kendine uygun gördüğü saatlerde besliyor)
O gün içinde zeytinyağlı kabak yada kıymalı karnabaharı kakışlamaya çalışmaktan ziyade,uzun vadede bir sebze yeme alışkanlığı geliştirsin istiyorum.Köye gittiğimiz zamanlarda zaten işlenmiş,paketli herşeyden ve fastfooddan uzak kalıyor ve hiç aramıyor da ama önemli olan tüm bunların içindeyken de karşı koyabilmemiz.Orada yemezse aç kalıyor,güçten düşüyor ve istediği şeyi başaramıyor ya hemen araya giriyorum "o kayaya tırmanmak için kemiklerin ve kaslarının daha güçlü olması lazım bebeğim.Daha çok uğraşmalı ve denemekten vazgeçmemelisin!" hemen araya kamu supotu gibi “sen ayranını içtin mi annecim?" diye girerek farkındalık yaratma çabam ahahaha kendi halime gülüyorum.Ay resmen fırsatçılık.Hatta daha sonradan fark ettiğim daha kötü bir boyuta getirmişim olayı.Ne kadar yanlış yaklaşımlarmış:( Günü kurtarmak adına “bugün çabuk yoruldun çünküü öğlen yemek yemedin”, "bundan yemezsen kısa kalırsın amaa bak buuuu boy uzatır" Eee kısa olsun ne olacak bu bir kusur değil bir özellik aslında.Görünüşle ilgili bu çeşit bir etiketleme yaptığım için kendimden utandım.Afrikadaki aç çocukları anlatıp sen şanslısın demek kadar acımasızca yada uçak geliyor kadar saçma değil ama uygun da değil! Fark eder etmez değiştirdim bu tutumu.Zaten genel tutumumuzla uyuşmadığı için bir işede yaramadı. “İnsanlara kısa diyilmez anne!” PEKİ!
   Mükemmel değilim ve değişime açığım.Zamanla daha iyi yönde geliştiğime inanıyorum.O gün sebzesini yesin diye yaptıklarım ilerde farklı konularda sorun olabilirdi.Artık çocuğumun yedikleriyle geliştirdiği pozitif ilişkiye odaklanıyorum!Daha doğrusu buna çalışıyorum,çabalıyorum..





31 Ekim 2017 Salı

Akran Zorbalığı

   Geçenlerde okuldan bir suratla geldi ; arkadaşı ona "sen şişmansın ve kötü görünüyorsun" demiş! Çocuk işte üzülmüş "ama ben şişman değilim ki ben sadece çocuğum dedim o anlamıyor" dedi.. Akran zorbalığı konusunda ilk tecrübemiz ve hazırlıksız yakalandık "çok kaba bir davranış beni üzdün,hoş değil söylediklerin" diyebilirsin dedim,hemen karşı çıktı "aaa insanlara kaba diyilmez üzülürler" Çocuk haklı bir yönden çünkü biz ona hep şişman,kısa,uzun,kel vs diye insanlar ayrılmaz sadece kadın,çocuk ve erkek vardır dedik.Ten rengi,cinsiyeti,görüşleri,giyimi,inancı bizi ilgilendirmez ve alay konusu olamaz asla dedik o da şimdi bana "hayır ben normalim o da normal böyle şeyler söylenmez işte ama o anlamıyor,beni üzdün seninle oynamak istemiyorum" demiş ve gelmiş.Artık onunla oynamak istemiyormuş ve bir ara dudağı büzüldü söylerken ağlayacak gibi oldu sonra “off tamam boşver” dedi.Belki kötü bir gün geçiriyordur arkadaşın falan dedik ama çokta takmak istemiyorum çünkü çocuk yani bu duygu halleri pek stabil değil,yarın gelir en çok onu seviyorum falan der.
İçim parçalandı tabi insan istiyor ki hep yanında olsun,kollasın,kimse duygusal yada fiziksel zarar veremesin...ama işte öyle olmuyor ne kadar çabuk bunlarla başa çıkmayı öğrenir ve kolay atlatmayı becerebilirse o kadar özgüvenli olacaktır.Karakteri şekillendirecek olaylar bunlar ve tabi bizlerinde takındığı tavırlar biliyorum ama ahhh kalbim.. 
Bazen diyorum biz fazla mı duygusal ve kibar yetiştiriyoruz dışarısı öyle değil,insanlar acımasız ve kavgacı.Ama hakkını aramak için şiddete başvuran bir insan olsun da istemem.Sana vurana sende vur diyemiyorum,kızmalısın sadece napıyorsun de mesela diyorum ama doğru mu yanlış mı bilemiyorum gerçekten.Böyle zamanlarda daha zor ebeveynlik.Hani büyüdükçe kolaylaşıyordu?! 
    Bir arkadaş içimi döktüğüm fotoğrafın altına yazmış “Seninkinden çok o çocuğa üzüldüm.Düşünsene 3,5 yaşlarında bir çocuk böyle davranmayı nerede öğrendi acaba?”  Haklı.Her çocuk eşit şartlarda büyümüyor tabiki.Berkay kavgacı değil hatta genelde susup,karşı koymayan taraf.Ama başka birini korumak için ses çıkartmaya çalışıyor.Sürekli gülümser ve insanlara sorular sorar,ilgilenir,sarılır.Eşim bu durumdan çok sıkıntılı çünkü fazla duygusal olduğunu düşünüyor, bende sadece kendi koruyabilecek kadar sesi çıksa yeter diyorum ama tabi bizim dememizle olmuyor.Çocuk gözümüzün önünde büyüyor ve gelişiyor.Yüksek sesli konuşmalardan dahi haz etmeyen sakin bir karakteri var.. Nasıl devam eder,neler yapabiliriz bilmiyorum ama bir anneden güzel bir öneri geldi.Anne zor/alaycı/yaramaz çocuğu canladıracak, çocukta kendini nasıl koruması gerektiğini öğrenecek.Bu rol yapma oyununu biraz değerlendireceğim tabi.Gelişme olursa bahsederim.Farklı önerilerede açığım.
Bu arada gözlüğede alıştı gibi:)




24 Ekim 2017 Salı

Sinema Bir Minnak

 Bazı ilkler hakikaten özel oluyor.İlk tırnağını kestiğiniz gün gibi değil canım hımmmm yani ilk kez anne demesi gibi.Tamam biliyorum bunun üzerine biraz fazla düşündüm ama yerinde oturan,sakin bir çocuktan bahsetmiyoruz ki! Maşallah çocim inanılmaz hareketli,en ufak tıkırtıda kalkıp dans ediyor eee birde dikkat süresi kısa..üstelik filmler üç boyutlu olduğu için gözlük takması lazım! Çeneden hiiiiç söz etmiyorum bile..
Daha önce Minyonları ve başka filmleri teklif etmiştik fakat pek oralı olmamıştı ama Lego aşkı malum, Ninjago'yu gördüğü anda gitmek istediğini söyledi.Biz filmden önce iki tane set alıp oynadık bile:) Daha deneyimli anneler haftasonu ve kalabalık bir salona gidersen kalkıp gezemez diye tembihlediler.Ama ben aşırı gürültüden daha çok rahatsız olur diye düşünüp haftaiçi gitmek istedim.
Aslında o babasıyla gitmek istiyordu ama baba iş için şehir dışındayken biz filmin gösterime girdiği ilk cuma akşamı damladık sinemaya.Yeni ve kaliteli salonlarından dolayı tercihim eve yakın bir avm oldu.
Minnak film öncesinde large pop corn alıp tek başına gömdü:))) Yarım saat kadar başbaşa oturup sohbet ettik, çok tuhaftı bir an sanki büyümüş gibiydi sonra salona doğru yürüken bir ürktü çünkü konsepti tuğla duvarlı ve karanlık bir atmosferi var salonun.. Ben hala nasıl olduda oturdu,ay ben fark etmeden yeni bir sürüm mü yüklendi,bu çocuk niye sakin,noluyoo diye  kendi kendimi yemekteyim:)
   Film sırasında gözlüğü çıkarmaya çalıştığı için biraz uğraştık ama çok güzeldi yani beklediğimden iyiydi.İki çocuklu bir aile ve bizim gibi anne oğul gelen 3 aile vardı,onların dışında boştu.Biri zaten ilk ara olmadan uyudu.Bomboş salon olunca bizim minno da arada kalkıp oynadı,ee olur o kadar ama iyi idare etti.Bundan sonra korkmadan gidebilirim diye düşünüyorum. "Yeeeyy!" dedi iç sesim,artık animasyon filmlere gitmek için çocuk bahanen var kimse tuhaf bakmaz:))

Bu arada önümüzdeki iki ay harika filmler çıkıyor ama hayranı olduğum için en çok Johnny Deep'in Murder on the Orient Express filmini ve Marvel takıntımdan dolayı Justice League merak ediyorum.
Veee henüz okumayan kaldıysa(!) bir kitap tavsiyem var çünkü 17 Kasım da filmi vizyona girecek, R.J. Palaci'nin "Mucize"
kitabından alınan filmin başrollerinde Julia Roberts ve Oven Wilson var.Eee film tavsiyeside verdim artık ben kaçar:) 
İyi seyirler..

21 Ekim 2017 Cumartesi

Gözlüklü Yaşama Merhabalar

  Şimdi sanki basitmiş gibi gelen ama kabus gibi bir on günden bahsetmek istiyorum.Minnakın okula başlamadan önce senelik rutin diş ve göz kontrollerini yaptırdık.Malum sağ gözünde doğuştan gelen bir minik lekesi var.Şimdiye kadar önemsiz denilmişti ama bu sefer arkasında bir kitle olmasından şüphe edildi.Gittiğimiz doktor,tavsiye edebileceği İstanbulda bu alanda sadece iki doktorun olduğunu söylerken zaten içimi bir sıkıntı bastı bile.Hayır gugıldan olası hastalıkları araştırmadım ama doktorları iyice araştırdım ve en kısa tarihe zar zor bir randevu aldım.Profesör olunca muayene ücreti 3 haneli oluyormuş bunuda öğrenmiş olduk gerçi o sırada hiçbirşey umurumda değildi ama.. Etilerde Dünya Göz Hastanesi Oküler Onkoloji bölümüne gittik.Bende daha önce lazer ameliyatımı bu hastanede oldum ve gerçekten personel ve hizmet kalitesi çok çok iyi bir kurum olduğunu söyleyebilirim.
Doktorumuzun işinin ehli olmasının yanında birde baba olması şansımıza oldu.Minnaka ayak uydurdu ve sıkılmadan kontrolünü bitirdik.Teşhis Irıs Melonama.Berkay'da bulunan kötü huylu değil fakat her sene aynı doktorda kontrol edilecek.Benzer hastalıktan gözlerini kaybeden,görme kalitesi çok fazla düşen çocuklar var:( Ayrıca Myop astigmata'da var maalesef ve yüksek:( Ben okulda çok uzun süre zorluk çektim yada gözlüğümü unutunca baş ağrısı,kırıldıkça olan masrafı vs.. Aynı şeyleri oğlumun yaşamasını istemezdim ama napalım.20li yaşlara kadar ameliyat da olamıyor o yüzden gözlük kullanacak.Bugün beğenip sipariş verdik ve artık yeni bir döneme başlıyoruz.Bu kadar hareketli ve sıkılgan bir çocukta gözlük nasıl olacak bilemiyorum ama eğer o kitle kötü huylu olsaydı olabileceklerin yanında bu hiçbirşey.Allah kimseye şifasız dert vermesin.Gözlük seçmek tam anlamıyla işkence oldu, mor istiyor istediği ton yok.Ben kırılması en zor gruptan ayırdım önüne seçenekleri daraltıyorum o "kesinlikle kırmızı olmalı!" diyor.Hadi bir tane kırmızı beğendi kenarı kelebekli falan diye kız modeli dediler eee ok ben umursamam böyle şeyleri,annem başladı "okulda dalga geçerler henüz kaldırabilecek yaşta değil" diye tutturdu.. Bir tanesi çok bir cingöz recai gibi oldu bayıldım ama ağır geldi belki bir iki sene sonra öyle bir modele geçer.En sonunda beğendik ve sipariş verdik artık beklemedeyiz.
Bu arada annem ve teyzem çılgınca araştırmış  ve balık yağı kullanmam gerektiğini düşünüyorlar hatta içinde a ve d vitamini olan gıdaları ve onların emilimini arttıran gıdaları bile çözmüşler..Ben zorunda kalmadıkça takviye gıda kullanmak istemiyorum çünkü zaten gerekli şeyleri yiyip içen bir çocuk.Üstelik beslenmenin görme üzerinde iyileştirici etkisi ciddi anlamda kanıtlanmamış.Neyse hepimizi yeni bir dönem bekliyor umarım sorunsuz geçer.

20 Ekim 2017 Cuma

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi

  Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi; evimizin dibinde olmasına rağmen (vakit bulamamaktan) bizim geç keşfettiğimiz şehrin ortasında bir vaha! O kadar güzel ki! Hemde her mevsimde farklı güzel.Yazın o kavurucu sıcaklarda fazla duramıyorduk fakat Ekim başında daha güzeldi.




Haftasonu normalden kalabalık ve her ağacın arkasından bir gelin damat fırlıyor, üstelik yanlarında bir ordu insanla ama yinede alan o kadar büyük ki gölete karşı bir ağacın gövdesinde yaslanıp kitap okuyabilir,kucağınıza gelip yatan arsız kedilerini sevebilirsiniz.Ben daha çok minnakı kovalıyordum:)) Minik su yollarında zıplayıp,ördeklere su sıçratıp,ağaçların ve bitkilerin isimlerini okuyarak söylemeye çalışmak ve rampa olan çimlerden yuvarlanarak saatler geçirdi.


İçeride etrafında piknik masaları olan bir çocuk parkı var.İçinde kum park,ağaç ev,ahşap oyun alanı ve bitkilerden oluşan bir labirent oyun alanı var.
Parkın içerisinde bir market yok o yüzden suyunuzu,atıştırmalığınızı alıp gidiniz efenim çünkü 4-5 saatten önce çıkamazsınız.Her kısmı ayrı güzel ve vaktin nasıl geçtiğini anlamak zor.Giriş yayalar için ücretsiz,arabalar için 6 tl.Sabah 9 ve akşam 6 arası ziyarete açık.Çıkın çıkın gidin:)

18 Ekim 2017 Çarşamba

Doğada Bir Minik Kaşif

  Biraz ortalıkta yoktuk çünkü bolca gezdik ve anlatacak çok şeyim var ama önce bu harika oyunu paylaşmak istiyorum çünkü tam zamanı.İmkanınız varsa tabiki ormanlık bir alanda vakit geçirirken daha zevkli oluyor fakat yoksa şehir parklarında yada mesire yerlerinde haftasonu çocuğunuzla açık havada güzel vakit geçirmek için ideal.




*Ben görselleri pinterestten aldım fakat köşelerinde hangi siteye ait oldukları da yazıyor.


Biz bu oyunda neler neler bulduk hepsini instagramda paylaştım bile:) Sinop sonbaharda ayrı güzeldi,dağda çok vakit geçirdik.Haftasonları artık botanik bahçede (bir sonraki postta anlatmak istediğim şehrin göbeğinde harika bir yer) Polenezköy yada Şilede falan gezerken oynarız..




29 Ağustos 2017 Salı

Tek Çocuk Hiç Çocuk Mu?

  Pazar sabahı ailemize pammuş gibi bembeyaz bir kız çocuğu katıldı.Eşimin bir numara büyük abisinin 3.kızı oldu.Hemen gittik tabi bir numarayla arasında 9 yaş var tabi o başka alemde,eskinin tekne kazıntısı bugünün ortancası başına geliceklerden habersiz mutlu görünüyor ama kıskanmış belli.Minnoyu görünce mutlu oldular ama bizimki sadece kuzenlerini özlemiş onlarla takıldı,bebeğe şöyle bir bakıp "bu ne be böyle,minnacık bişiyyy naapcakssınız bunu oyun bile oynayamaz bu" dedi ?!?! 

(Okula giderkende benzer bir olay yaşamıştık bakınız.)

   Dün akşam içinde ne biriktiyse artık uyumak bilmiyor.Ben GOT sezon finalini bekliyorum bi git uyu çocum hadi modundayım.En sonunda döküldü babanesi (telefondan yetmiş yani) demiş kiiii "yeni bir bebek gelicek eve çünkü sen çok yaramazsın birde uslu kızları olur ne güzel.." Ay ne diyim şimdi zaten aklım başka yerde yok annem yok dedim yatırdık zar zor.Sabah "eğer bu eve bir bebek gelirse bende sizi terk ederim ama kapının kilidine yetişemem onu açmanız lazım" diye uyandı:) Hayır o minik parnağını tehditkar şekilde sallıyor ve allahım yicem o ne tatlılık haha ciddiye bile alamıyorum durumu.Neyse baktım çocuk içlenmiş artık tam sözde veremiyorum gelecek belirsiz,herşey olabilir.Şuan için düşünmediğimizi,kısa yada uzun vadede daha farklı isteklerimizin olduğunu anlattım.Artık ne kadar anladıysa..
  Herşey bir yana maddi imkanlar çocuğuma endişelenmeyeceğim bir gelecek sağlayacak kesinlikte olsa (biliyorum ölümlü dünya ve hiçbir şeyin garantisi yok ama olsun) iki tane daha yaparım.Cidden bak yaparım ama gündemi sürekli değişen bir ülke ve piyasadaki belirsizlikler gözümüzü korkutuyor.Kendi işimizi yapıyoruz devlet memuru yada kadrolu şirket çalışanı değiliz ki! Amannn herkesin çocuğu özel okullarda mı okuyor","maddiyat herşey diiildir cınım",aaa birde "allah rızkını verir" var dimi offff cidden bunları duymaktan sıkıldım ama hata bende, sen niye sebep açıklıyorsun ki?! Fakat şu sebepten demesem bu sefer bencilsin,kendini düşünüyorsun,zora girmek istemiyorsun,sırf kendin için çocuğunu yalnız bırakıyorsun diyorlar.Yalnız bırakmak? Kardeş çocuğa yoldaş olsun diye mi yapılıyor eee birbirini öldüren,para için küsen,eşleri yüzünden konuşmayan kaç kardeş var? 
Eski bir arkadaşım,instagramdan görmüş takipleşiyoruz artık, "zaten evdesin yap aradan çıksın" demez mi? Çocuk bu çocuk,aradan çıksın ne demek?! Ayrıca evdeysem yinede çalışıyorum ben sersem neyden haberin var acaba.. 
  Anlaşılan o ki bir çocuk biz hariç kimselere yetmiyor!!! Ama ben hamileyken tek başımaydım,hatta doğuma bile yalnız girdim kimse yetişemedi,loğusayken yalnızdım kimse nasılsın diyip bir işin ucundan tutmadı.Herkes sadece konuştu.. Ama yap ikinciyi demek kolay hatta o zaman bile üçüncüyüde yap cicim aradan çıkıversin falan derler.Sen mi bakıcan arkadaşım? Hem herkes senin gibi üremek zorunda mı? Ben yandım sende yan mı diyorsun içinden yoksa kızzz:)) 
  Asıl favorim "Tek çocuklar asosyal oluyor amaaa" bunu sürekli söyleyen bir arkadaşımın 15 yaşındaki çocuğu tek başına bakkala dahi gidemiyor ama herkes kendi sorununu görmezden gelip karşısındakine akıl verme derdinde.Yav he he senin ki özgüven patlaması yaşıyor ya! 
  Ve son olarak gündemin saatlik değiştiği,istikrarsız ve nefret dolu bu topluma bir çocuk daha getirme ve endişe boyutumu ikiye katlama fikri beni geriyor.Kadınlar taciz edilmesin diye iyilik(!) olarak pembe otobüs yapılıyor bu ülkede,şort giydi diye toplu taşıma aracında dayak yiyor ve hooop konudan saptık:( Offf bilemiyorum ama kısmet tabi diyelimde çok katı konuşup evreni kışkırtmayalım dimi? 

  Ayy ne içlenmişim bee,yazdım rahatladım ohhhhj.Hatta öyle yumuşadım ki yarın "bizz hamileyizz" yazarsam şaşırmayın:))) Yok artık daha neler,direkt küfredin ayol öyle yazarsam..
  

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Yiyom Yiyom Pammuk Gibi Oluyorum

  Üzgün olduğum zaman (çoğu kadın gibi) canım tatlı birşeyler istiyor.Bu dün yazdığım posttaki gibi bilişsel bir beslenme şekli sanırım.Ama mutlu olduğumuzda da pastayla falan kutlama yapıyoruz..yine tatlı! Duygusal beslenmenin tehlikeli bir alışkanlık olduğunu biliyorum,yeme bozukluğu hatta,ama çoğu zaman bilinçsizce yöneliyorum.Birde mekana göre yeme var.Kadıköy'e gittim mi Cafer Erol'a uğrayıp badem ezmesi almadan yada Eminönüne gidip lokum almadan dönemiyorum eve.
   Doğum günlerinde, düğünlerde, partilerde, bebekler doğduğunda, mevlütlerde hep bir lokum,çikolata, lokma döktürme falan.Kültürümüzde bayram dediğin el açması baklava olmadan olmaz! Sacece bizde değil ki Amerikalılarda cadılar bayramında şekere saldırıyor demek ki çokta yöresel bir sorun değil.Sevgililer gününü unutmayalım bir dakika!! Kalp şeklindr çokolata yemeyen bizden değildir:) Tabi reklamlar,her yerden biten gurmeler,tavsiyeler ve food channellar.. Yahu instagram sayfamı bir açıyorum akışta hep bir yemekler,tatlılar vs geçiyor:) Yooo bende böyle değil diyebilirsin ki zaten sorun bende canım.
  Mesela o gün kendime ait özel bir günse,bir başıma vakit geçirmişsem dönüşte oğluma mutlaka birşeyler alıyorum.Bunu fark edene kadar hep tatlı vs birşeylerdi artık mini figurler falan alıyorum.Rahat hissetsemde içten içe bir suçluluk falan mı duyuyorum ki? Yoksa babam her seyahat dönüşü bize gittiği yerden tatlılar,çeşit çeşit yiyecekler getirirdi yanii bendeki durumda bu öğrenilmiş bir davranış mı? 



 Evde kurabiye yapılan gün resmen bayram havası oluyor.Mutfağa gidip gelip tepsinin başında soğusun diye bekleme,elleyip parnakları yakma,sonra sütle götürme:) Hasta olduğunda da iyi hissetsin diye kurabiye yaparım.Kendim stresli olunca kaşık kaşık tiremusu yerim.. Yemeğin iyileştirdiği tek şey iştah oluyor aslında yoksa duygular üzerinde pek bir etkisi yok ama işte gel anlat mideye..     Bende olan bu duygusal yeme sorunu bari çocuğumda olmasa, geçte olsa farkına vardım.Bundan sonra iyi hissetmesi için sarılıcam,ona özel hikayeler anlatıcam belki bir iki kitap falan alırım.Ama sanırım kendim hala tereyağında cızırdayan şatoya,çok katlı bir lazanyaya,koccaman bir pizza dilimine tav olabilirim:)


25 Ağustos 2017 Cuma

Duygusal Yeme

  Film ve patlamış mısır? Şimdi size bilişsel bir senaryodan bahsetmek istiyorum.Bunu geçen sene yemek&sağlık bloglarından birinde okumuştum,hatırlarsam adını yazarım.Bir soru vardı film izlerken neden patlamış mısır tercih ediliyorsunuz? Neden soyulmuş salatalık yada üzüm değil neden fındık,fıstık değil? 
🍿🎬Şu şekilde şartlanmışız;
Filmi seç,sinemaya git,bileti al,patlamış mısır ve içeceği al,yerken izle! 
  Alışkanlıklarımız nasıl oluşuyor? Neye göre şekilleniyor? Toplum mu yoksa yoğun şekilde maruz kalınan reklamlar mı veya takip edilen kişinin tavsiye etmesi mi? 
   Çocuklarımız akşam balık yerine "ben bunu yemem,patates kızart" dediğinde ne yapıyoruz? Aç yatmasın,aman karnı doysun diyerek günü geçirdiğimiz yöntemler hızlıca çocuğun alışkanlıkları haline dönüşürken, bunu biz yapıyoruz!!! Ama kabul etmiyoruz,etmek istemiyoruz! El kadar çocuk abur cubur ona sunulmadığı sürece ve varlığından bile haberdar olmadığı şeyle, nasıl bağ kurabilir ve alışkanlık edinir? Biz verdiğimiz için olmasın.. 
   

  Bu yaz oğlumun yeme içme düzeninde bazı şeyler değişti hatta olumlu yönde gelişim gösterdi.Bu durum umarım kalıcı olur.Onun için planladığımız bu yaz bazı(!) konularda meyvesini verdi diyebiliriz.
 Daha önce "yemek savaşları" diye bir dizi yazı yazmıştım "beslenme" yada "blw" etiketlerinden ulaşabilirsiniz.Her yaşın getirdikleriyle bu yazıları güncelleyip,yeni öğrendiklerimi daha sonra işime yarayacakları bu etiketlerde paylaşmak istiyorum.
  Ben yeme içme konusunda sürekli araştırıp yeni yöntemlere,farklı tariflere ve pişirme tekniklerine bakıyorum.Bilinçlendikçe ve daha sağlıklı beslendikçe vücudumunda bana karşılığını verdiğini gördüm.Çocuğumda hayat boyu gel gitlerle,diyetlerle,kilo problemleriyle uğraşsın istemediğim için en baştan ve müdahele edebilecek kıvamdayken alışkanlıklarını şekillendirmeye başladım.Tabi bu her defasında başarılı oldum demek değil.Sadece yöntemlerin bazıları tuttu,bazıları tutmadı.Sonuçta her aile yapısı,yeme düzeni,alışanlıkları,eve alınan gıdalar,alışveriş listeleri ve çocuğun damak zevki farklı! Ama damak zevki çok çeşit sunularak geliştirilebiliyor ve annenin ilk başlarda yılmadan bunu denemesi gerekiyor.
  Beslenme stratejilerim ve alışkanlıklarını çeşitlendirme üzerine postları ard arda yayınlamayı düşünüyorum.Ben yaptım sen yapma,ben nerde yanlış yaptım gibi:p Bilişsel beslenme,günü kurtarma,uzun vadede sağlıklı hayat,kavgalar,tartışmalar ne ararsanız var yani:) 

18 Ağustos 2017 Cuma

Ayakkabı Bağlama Çalışmaları

  Kardeş konusunda en sinir olduğum şey ayakkabısını bağlamak ve ona öğretmeye çalışmaktı.Ayakkabı bağlayabilmek bizim ülkemizde çoook sonralarda kazanılan bir beceri.Gerçi çocuklar için botlar bile cırt cırtlı fakat bahçe işlerinde falan ip bağlayabilmek önemli o yüzden yavaş yavaş alışsın diye İceoğlan için bu kartondan yaptım.


Çizemem diyenler bunları çıkarıp bir kartona yapıştırabilir.




Hem motor gelişimi için önemli bir etkinlik hemde önemli bir beceri.Bizim minno uzun süredir zaten kendi giyinip,soyunup,ayakkabısını vs giyebiliyor.Artık ara ara bunuda çalışsın çünkü hevesli,bağlamaya çalışmak istiyor.Zaten kendi isteği olduğu için yaptım bu kartonu yoksa oralı olmazdı..Aklına geldikçe deneyebilir artık.

8 Ağustos 2017 Salı

Hep Bir Ekşın :)

  Geçenlerde köy gezimizde neler neler yaşadık.İceoğlan daha önce hiç denk gelmemişti ilk defa mezarlıkları gördü, akabinde ölümle ilgili çok soru sordu. Sünnet çocuğu gördü "bu çocuk çok komik giyinmiş bu ne beee eheheheh" diye gülerken bir densiz amca eliyle makas taklidi yapıp "Bülüğünü kestirdin mi büllüğünüüü?" diye taciz ettikten sonra mecbur o konuda da konuştuk."Ucundan biraz alıcaklar zamanı gelince vs,temizlik için şart,pislik olursa hastalık olur hatta o yüzden tuvaletını oturarak yapıyorsun çünkü ayakta hiç sağlıklı değil diye.Normal karşıladı "olur tamam pis olmasın" dedi.Bu arada halk arasında büllük denilen şey bildiğin penis:) Artık pipi demiyollağ demek.


Şişman diye dalga geçilen bir çocuk gördü "ne var onun vücudu öyleyse,benim ki böyle herkesin ki farklı,boyumuz,saçımızda farklı neden üzüldü ki kız?" dedi.Dalga geçen çocuğa gidip kızayım ben bir daha yapmasın hiç hoş değil dedi ama ilk önemsediği kızın neden üzüldüğü oldu.Labirent oyunlarında en uzun yolları seçip beni çıldırtan çocuk nasıl böyle mantık yürütüyor ya? 
  Bir akşam bahçede otururken kuyunun önüne düşen yaralı bir kuş bulduk ona üzüldü,tedavi ettik o iyileşme sürecine tanık oldu,güzeldi.. Nerde tuhaflık gelir bizi bulur dağda mantar toplarken sen kır sapını,sonra o ellerini gözlere sür, yandı tabi gözleri çıldırdı çocuk.Ramazanın son günü gitmiştik biz,şehirde pek duyulmuyor tabi ramazan davulunun sesi ya gece korkuyla kalktı,sonra neden saat kurmuyorlar ki bu ne saçma iş diye söylene söylene uyudu:) 
  En bombası bir akşam yürüyüşten dönerken bir anda aşka gelen büyükbaş hayvanları görünce "anneeee ne oluyooo ya,naapıyor bunlar?" diye bağırmasıydı. "Birbirinden hoşlanan çiftler için normal birşey annecim" dedim,"iyi tamam o zaman biz gidelim bari" dedi.Fakat bir büyük boy kuzeni "inekler sadece ineklere mi aşık olur? İnek kediye aşık olamaz mı?" diye sorular sormaya başlayınca bir koşu anasının kucağına attım yavruyu.Benim için "love is love" ama herkes aynı düşünmüyor,elalemin çocuğuna neyi nasıl anlatayım? Kendi çocuğumada bu konuda başkası fikrini anlatmadan önce ben konuşmak isterim ama mümkünse bu yaşlarda değil.Cinsel eğitim konusunu yaşına uygun olarak açıkca konuşmaktan yanayım,"ayıp" denilip geçiştirilmesini doğru bulmuyorum.
  Ay o kadar acaip sorular geliyor ve öyle tuhaf muhabbetler geçiyor ki aramızda..Bazen çenesinden yılsamda çok keyif alıyorum..bazen.. 

3 Ağustos 2017 Perşembe

Bir Gün...

   Gözümü açamadım henüz ama sokaktaki inşaatın gürültüsü yeni başladığına göre saati tahmin ediyorum vee şu dakikliğe bakın hele! Pıt pıt yatak odasına gelen ayak sesleri.Yüzümü yastığa gömüyorum ki tatlı laflarına kanıp ayağa kalkmayım,bu seferde babası kalksın banane.. Hissetti ya sıpa damardan vuruyor "annecimmm kalkma vaktiiii sabah olduuu" bu sefer yumuşacık elleriyle saçlarımı geriye atıp yanaklarımı okşuyor ve "annemm seni çok seviyorum dönde bir öpeyim hadii,bak güneş gibi doğdum ben evine dimi annecimmm?" Dayan Giz dayan,şimdi babaya geçicek az kaldı derkeen tekrar saçlarımı okşayıp,başımı öpüyor "acıktım ben yumurta yapalım hadi beraber" diyor off tamam pesss,kalktım artık.Dönüp arkama bakmıyorum bile haiiiiin kocCa da kesin uyanıktı😬Tabi o kısık sesli,üzerine peri tozu serpilmiş gibi narin olan çocuk gidiyor yerine ben yumurta çırpmaya çalışırken,scooterla ayaklarımı ezen "açımmm,ne zaman hazır olcakkk,parka gitcez miii,dedemi araa,bisiklete binelim,arabamın şarjı nerdeee,paw patrol açarmısınnn?" diye nefes almadan ve yüksek sesle konuşan çocuk geri geliyor.Ben kendi kendime söylenirken o mutfak tezgahına tırmanmış "kahveni ben yapayım hadi" diyor."Ne olacak ki yeaaa iki kaşık kahve birazda su o kadar" derken kavanozun yerini buluyor.
Kahvaltı,park,bisiklet,yemek,alışveriş,oyun alanı,anane/dede ziyareti,arkadaşlara yemeğe gidelim derken gün sonunda ben pelte gibi bir yere kıvrılırken o hala oyun için kolumu bacağımı çekiştirebiliyor.
  Son çare sıcacık küvete bırakıyorum yavruyu ve bir ohhh çekiyorum, tabureyi alıp küvetin yanına konuşlanıyorum.Dergi vs okuyorum yada beni ıslatmasına izin veriyorum,bu arada çeneside hiç durmuyor hiç! Bazen bir saat bazen 20dk kadar suda debeleniyor,çok mutlu olduğu için etrafın batmasını önemsemiyorum,gerçekten.Zaten temiz ve düzenli kalması çok uzun sürmüyor,alışıyor insan bir süre sonra:) Rahvan gitsin mi ne demişler bildin mi? Sonra buruş buruş ve kıpkırmızı şekilde bir çıkıyor kiiiii hamur olmuş hamur:)))) "Tertemiz oldum annem bak pamuk gibiyim" diye bornozuyla dolaniyor evde.Allahım o nasıl bir tatlılık,baldırlarını ısırıyorum,ayak parmaklarını öpüyorum.Yalnız mayışmış bebeyi hemen giydirip yatağa atmazsam yine canlanıyor o yüzden jet hızıyla giydiriyorum, vallahi F1 PitStopları gibiyim.Sonrada bir papatya yada nane limon çayı yapayım diyorum ve demlenirken unutup uyuyorum:) İçimin geçmeside 10dk bulmaz ama geri kalkıyorum,evi şööyle bir topluyorum ki ertesi güne hazır olsun öylede manyağım.

  
  

1 Ağustos 2017 Salı

Tatile Gitti Gelicek..

  Dolu dolu bir yaz tatili geçiriyoruz.Bolca geziyoruz sonra ben iki gün kendime gelemiyorum ama sonra yine yollardayız:) Aslında çok farklı planlarımız vardı hatta biletleri alınıp ayarlanmış eotalarda ama eşimin ani bir rahatsızlığı çıktı bende onu tek bırakıp gitmek istemedim.Hayat siz planlar yaparken... Neyse şuan için iyi çok şükür bizde birarada olmayı kutluyoruz ve Ayda iki kez Ege'de bir yerlere kaçıyoruz.
Evde olduğumuzda bisiklete biniyor yada İstanbulu gezmeye çıkıyoruz.Çok yedik bu aralar şiştim valla kışın ki zayıflıktan eser kalmadı:( 
   Okulsuzluk sadece minnağın hoşuna gidiyor aahahaj ama onunla takılmak bir yere yetişme derdi olmadan hemde harikaymış.Öğlen uyursa eğer yanına kıvrılıp kitap okuyorum.Hem onu koklayıp,izliyorum hem istediğim bşka birşeyi yapıyorum.Uyandığı ilk anları çok sevdiğim için o arada başka bir iş yapmıyorum.Terlemiş ekşi kokulu,şişmiş gözler bir masumluk bir yumuşaklık ogffff.Yarım saat kadar kucakta seviliyor,muhabbet ediyoruz sonra yine birbirimizi yemeye başlıyoruz:p 
  Haftasonu kısmetse yine yollardayız sonra eve sonra yine yollara.. Eşimin test sonuçları iyi çıkarsa Eylül'de 15 gün bir gezimiz var bakalım..Aslında Dubrovnikte Ekim'de GoodFood festivali varmış ona mı gitsek diye düşünüyorum,aklım fikrim yemekte ve kitaplarda evet:) Aslında havalar soğumadan bir Kastamonu-Amasra-Sinop yaparız.Birde çok merak ettiğim Macahel turları var ama ciddi uzun yürüyüşler gerekiyor 5-6 gün falan sürüyorlar.Minnakla biraz zor gibi belki seneye.Ama istek listemde ilk üç içinde sürekli girip fotilerine bakıyorum.
Günde iki kez İnstagrama bakıyorum 10ar dakka falan.Haftada birkez takip ettiğim blogları okuyorum onun dışında telefonla fazla bir ilgim kalmadı.Eski yaz tatillerime geri döndüm gibi.Beni ararsanız yeni bir Lego paketinin başındayımdır:) 

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Evdeki Yeşiller

  Benim succulentlerin çoğu çürüdü gitti.Ya yerlerini yadırgadılar ya çok fazla su verdim yada bir sürü farklı bakım isteyen çeşidi bir arada koydum ondan yada tamamen benim beceriksizliğimden.Ama gel gör ki oğlumun "kırpık" adını verdiği ve latince adını şuan hatırlayamadığım bu arkadaş çoştu gidiyor.
Yeni yeni açık yeşil renkte başlar veriyor.Her sabah kalkınca onu seviyor,minnak elleriyle okşuyor "büyü emi benim tatlımmm,çok güzelsin senn" diyor.Sonra "yazık diğerlerine kıskanmasınlar" diyerek benimkileri de accık okşuyor,öpüyor saolsun:) 
Bu boncuklarda benimkiler.Adı "bonibon" yada "bezelyecik" olmalıymış birisine göre.Bakalım bunnar nasıl olacak merak ediyorum.Duruma höre daha sonra kaktüs vs de almak istiyorum.

9 Temmuz 2017 Pazar

Bir Dikili Ağacı Olmalı İnsanın

   Artık gölgesinde oturup,meyvesini yiyebileceğin,sırtını yaslayıp dinlenebileceğin bir ağacın var oğlum.Beraber büyüdüğünüzü görmek nasip olur umarım.
    Berkay sabah dedesiyle elma fidesini dikti,boyu kadar olan birde şeftalisi var kuzumun.Tema'ya adına bağışlanan fidanlarımız var ama bu sefer farklı çünkü kendi eli değdi,kısmetse emeğide olacak üzerinde.Belki ilerde çocukları bile tadabilecek meyvelerinden..Anne hayallere daldı hemen tabi.
  Haydarpaşa Kitap Günlerinde Tefrika Yayınlarından aldığım Küçük Aziz Nesin ve Kiraz Ağacı kitabını yanımda getirmiştim.

Piknikte okuduk kimbilir kaç kez çok sevdik ikimizde.Ve hatta minnağı çok özendirmişti "bizde ekelim kiraz,o zaman büyürüm ve ağacımın altında ben sana kitap okurum anne" demişti.O an neler hissettiğimi az çok anlar anneler.Ahhhh seni çoook seviyom be çocuk! Uzun ve sağlıklı bir ömrün olsun inşallah.Ağacın büyüsün,dallanıp budaklansın da altında beraber oturalım yine.
  Benim yetiştiğim kültürde her yeni doğan çocuğun adına bir ağaç dikilir.Ama kendinin bunu istemesi ve yapması ayrı bir zevk.Verdiği emeğin karşılığını almak için sabretmesini doğal yoldan öğrenecek ne mutlu bize.


8 Temmuz 2017 Cumartesi

İçindeymişik Yeşilmişik

  Denizli,havuzlu, güneşli tatile 1 Mayıs bayramını fırsat bilip Antalya'da başlamıştık.Bu sefer Ramazan Bayramını fırsat bilip Sinop'a gittik.Öncesinde Safranbolu'yu iyice gezdik.Köy hayatı düşündüğüm gibi İceoğlanı biraz olsun sakinleştirebildi fakat oradakiler bile enerjisine şaşırdı😆 Sabah erkenden kalkıp soluğu tavukların yanında alıyordu.Elinde yumurta,suratında kocaman bir sırıtış kahvaltı hazırlayım diye yanıma geliyordu.Tüm zamanı bahçede bazen buz gibi akan çayın kenarında kimi zaman da ormanda geçti gitti.Ormana mantar toplamaya çıktık,piknik yaptık..hem sıcak hem serin missssler gibi tertemiz hava! Tv yok,tablet yok,kamyonu dışında oyuncak bile yok.Bol bol su böreği,sarma,keşkek,çörek ve ev yapımı baklava var ohhhh ye ye etlendim,göbek yaptım.


bir süre sonra uyudu ben kitap okudum.İlk defa çocukla gittiğimiz bir yerde bu kadar uzun vakit geçirdik; 6 saat! 6 saatlik piknikle kendimizi aştık ayol ahah.Mangal,çay,meyve,kitap okuma,hamak keyfi,gürgen toplama,mantar toplama,hayal kurma,boş boş oturma,kahve.. 
Yolda gezinirken kaplumbağa,kirpi,tilki gördük.Kurbağa,eşek,keçi,tavuk,inek ne varsa gördü,konuştu onlarla.Ağaçlardan meyve topladı yedi.Kendi fidesini dikti ki bir sonraki postun konusu o.Issız koylara gittik, kumlara yayıldık,koştuk,taş topladık,müzik dinledik..bir baktım hayatımın aşkı iki erkek suyun kenarında gülüşerek oynuyor,iyice dedim kaydet bu anları hafızana Giz,asla ama asla unutma! Kıymetini bil,şükret! Tek duam onlarla ve sağlıkla yaşlanmak umarım nasip olur.Bu değerli anılarda gözde yaşlarla değil gülerek anılır.
   Çok eğlendi oğlum,doğal doğal yedi içti.Akşamları pelte gibi uyudu(k).Eşimin dedesinin evine çıktık, dağ yolunun üzerinde eski kerpiç evlerden,karşısı papatya tarlası ama alabildiğine..dinlendik orda rüzgar arada bir esiyor öyle güzel sesler çıkıyor ki yapraklardan bazen video çekip attım instagram da herkes sordu neresi diye:) 
Çiçekler topladık,sohbetler ettik oğlumla.Araba çıkar,birşey olur derdi olmadan koştu özgürce yeşillerin içinde.Tabi köy ahalisi şaşırdı bize böyle doğada boş boş niye dolaşıyoruz diye:) Çok güzel geldi bu tatil bize çok.Yine yapmalı, havalar bozmadan gidip keyfini çıkarmalı cıstak cıstak müzikler çalmayan,tombik kırmızı ingiliz turistlerin ve slip mayolu rus erkeklerinin olmadığı o güzel sahilleri,koyları..itiş kakış yer derdi olmadan,duman altı olmadan yapılan piknikleri.. Bekle bizi Karadeniz yine geliciiiz! 

7 Temmuz 2017 Cuma

Su Tabancası Sorunsalı

   Bu haltıda yedik ya en sonunda ben daha ne diyeyim a dostlar? Öncelikle "Anne olunca bunu yapmam yeaaa" dediğim bir iki şeyi bana güzelce yedirdiği için buradan minnak oğluma teşekkürü borç bilir,daha da büyük konuşmam anacım sizde akıllı olun derim yoksa bu minnaklar aklınızı alıyollağ🙈 Tabi ki markete gidip çocuğu evde uyur vaziyette bırakma,ağlayınca oto koltuğundan çıkarma gibi uç şeyler asla yapmam ama mesela silah almam diyordum su tabancası aldım.Ay ama çok ta keyifli be! Moda sahilde doyasıya oynadık daha doğrusu o oynadı,dönerken benim her yanımdan şıpır şıpır sular damlıyordu🤣 

Tatil yerlerinde,
havuzlarda,akşam gittiğimiz parklarda her yerde çocukların elinde var,bakıyor güle oynaya koşarak çocuklar oynuyor özendi yavrucak.Düşündüm bi çocukken nasıl keyif alırdık kuzenlerimle,kardeşimle böyle oynamaktan.Ve hiç birimiz şiddet yanlısı olmadık,oyunu tadında bıraktık.Kardeşim askerdeyken bile silah eline bir kez aldı talim için (onda bile söylenerek) resmi bayramdı o şekilde tek bir fotoğrafı var.Şimdilerde çocukların silah görmeme gibi bir lüksüde yok,havaalanına gidiyoruz ohal var her yer taramalı tüfekli özel kuvvet polisleriyle dolu keza şehrin meydanları aynı durumda..en azından anlıyor artık silah dediğin şey "güvenlik kuvvetlerince" ve "gerektiğinde" kullanılmalıdır.Daha da yapabileceğim bir şey yok artık ben üstüme düşeni yaptım zaten, yapıyorumda.Barışçıl bir çocuk yetiştirdiğime inanıyorum.Ölme,vurma,zarar verme temalı oyunlar oynamıyor , öfkeli olduğu zamanlarda hararetli şekilde konuşarak anlatıyor ve çözmeden asla yakanı bırakmıyor.  
  "Silah korunma amaçlıdır annecim ve eve alınması iyi değil! Bizi zaten polisler,askerler koruyor bizim silaha ihtiyacımız yok.Kötü insanlar silah kullanır ve birilerini yaralayabilirler." şeklinde anlatıyoruz gördüğü zamanlar.Hatta ilk defa bir arkadaşında oyuncak siyah bir silah gördü bu kış ve kaptığı gibi çocuğun annesine gitti "Bunlar çok sakıncalı bilmiyormusun sen? Böyle pis şeyler çocuklara alınmaz! Al bunu çöpe at bence!" dedi! Hah dedim aferim bak bazı şeyleri doğru yapıyoruz demek ki.Bilmiyorum arkadaş ortamında çok tartışmıştık bu konuyu ama sonuçlara baktım birde oğluma..İceoğlan zaten fazlasıyla sevgi dolu ve ince ruhlu bir çocuk."Teşekkürlerrr","özür dilerim","rica ederim","lütfen","elinize sağlık" kelimelerini yerinde kullanır.Biraz atarlı,giderli bir velettir ama kavga etmez hiç.O yüzden elinde bu OYUNCAĞI verdiğimde olumsuz sonuçları düşünmedim.Zaten hiçte düşünüldüğü gibi kimseye hedef almadı, ilk iş gidip bahçedeki kediler için koyduğumuz su kabını doldurdu.
  Ailenin genel tavrı,tartışma zamanlarında ki tutumu,hal ve hareketlerini örnek alıyor çocuklar.Tabiki kendi karakterleri var ve istekleri farklı olucaktır ama sevgi ve anayış dolu bir ortamda büyüyen bir çocuğun aksi şekilde olabileceğini düşünmüyorum.



• Bunu da "aaa inanmıyorummm senin asla böyle bir oyuncak alcağnı düşünmezdim, çok erkeksi değil mi?" diye soran bir iş arkadaşım yüzünden yazma,bu konu hakkında içimi dökme gereksinimi hissettiğim için buraya iliştiriveriyorum.Ayrıca silahların "erkeklik" ile bağlantılı olduğuna inanmıyorum! Bireysel silahlanmaya karşıyım ama çok sevilen ve bununla övünülen bir ülkede yaşıyorum.Zevk için hayvan avlanmasınada karşıyım!!! Oldu mu? 😊😆 


10 Haziran 2017 Cumartesi

Haydarpaşa Kitap Günleri

  Kadıköy Belediyesi saolsun çok güzel etkinlikler yapıyor.En son çevre günü konserlerine gitmiştik şimdide gardaki kitap fuarına.
 
Çok iyi yazarlar geliyor ve imza günleri oluyor hatta bazı vagonlarda okuma yapılıyor.Bizim oğlan her zamanki gibi yerinde duramadığından biz onları es geçtik.Vagonlara indi bindi,koştu..doya doya gezdi.
 
Haydarpaşa çok güzel bir mekan.Öyle hoş bir atmosferi var ki kitaplarla buluşunca harika olmuş.Gençler sağa sola oturmuş gitar vs çalıyorlardı.
  İndirimler pek ilgi çekici değil,internet her zaman daha uygun ama yeni çıkan bir iki kitap vardı istediğim onları aldım.Oğlan zaten hemen kendine birkaç şey seçtip koltuğunun altına sıkıştırdı:) Kitapların artması iyi oluyor en azından aynı şeyleri dönüp dönüp okumuyoruz.