13 Şubat 2018 Salı

Yenilik Arayışları

   İki sene önce ki telaş yeniden sardı beni. Üstelik bu sefer iki farklı konu var önümde. Birincisi şehir dışında İzmir'de okul ve ev arayışı, ikincisi de İstanbul da.
Bu seneki planlarımızda artık bu büyük şehir karmaşasından kurtulmak var ama gerçekçi olmak lazım, sonuçta yapabileceğimiz işler belli ve çocuğun da okulu var yani daha küçük ve sıcak bir şehirde oturup hafta sonları da kaçmak için küçük bir bahçe alabilmek. Şuan vaktimin çoğunu bu araştırma alıyor. Berkay önümüzdeki sene artık ilkokula gideceği okulun hazırlık sınıfına gitmeli çünkü çocuk sürekli okul değiştirsin istemiyorum.
  Kısmetse bu yılbaşında taşınmış olacağız. Bana ailenden uzakta tek başına ne yapacaksın diyorlar ama başka bir ülkeye gidebilseydim açıkçası ilk tercihim orası olurdu, hemde ardıma bile bakmadan ama başka bir şehir fikri bile harika. Zorlukları muhakkak olacaktır ama olsun kimseden kaçmak için ekstra bahaneye ihtiyacım kalmayacak:) Zaten uzaktayım gelemem. Babamı özlerim tabi ama whatsupcım sağ olsun görüntülü konuşabiliyoruz.
  Belli bir yaştan sonra yer değişikliği, yeni insanlar, komşular, okul ve iş.. Evet bazı şeyler zor olacak tabi ama zorluğu kabul ediyorum. Uğraşmak istiyorum! Umarım hayat karşımıza daha güzel şeyler çıkarır. Oğlum için daha küçük ve daha sakin bir yerde yaşama imkanı sunar. Hafta sonları kaçabileceğimiz bir sürü koy var mesela şuan düşüncesi bile beni bu kasvetli ofiste gülümsetiyor. Az önce annemle konuştum ne meraklısın uzakta kalmaya, kardeşin asla böyle şeyler yapmaz diyor.. Aman tanrım bu konuda yazsam roman olur cinsten bir konu o yüzden hayır olumsuz duygulardan bahsetmek istemiyorum.

   Sadece küçük ve yeni bir başlangıç istiyorum. Hayatta hiçbir şeyin benden önemli olmadığını ve geçen dakikaları, saatleri kimsenin geri veremeyeceğini geç öğrendim. Hayatta beni yoran, yıpratan, üzen şeyler oluyor tabi ama bende onlar gibi, her şeyden önce kendimi düşünmeyi öğrendim. Bu , bilen bilir loğusayken ve sonrasında yaşadığımız bazı sağlık sorunları sırasında, ihtiyacım olduğu anda yanımda olmayan "sevdiklerim" tarafından öğretildi. Teşekkürler onlara, cidden ama teşekkürler çünkü bu konuyla bile barıştım artık içimde izleri kalsa da.. O zamanlardan beri motivasyonum daha yüksek, şikayet etmekten çok kimseyi takmadan keyfime bakar oldum. Kendi küçük aileme, kendi içime,çocuğuma yönelince bunun bize ne kadar olumlu dönüşleri olduğunu gördüm. Umuyorum ki daha sade ve huzurlu bir hayat bizleri bekliyor olsun ama ben sadece dilemiyorum, bunun için harekete de geçiyorum! Ailem ve sağlığım dışında bana çok ta şey lazım değil. Güzel başlangıçlara diyelim o zaman. Umarım yeni yıla yeni evimizde girebiliriz.







      

6 Şubat 2018 Salı

Berkay'ın Kereviz Çorbası

  Geçen gün ki mevsim sebzeli tavuk çorbasına alternatif bu sefer taneli olmayan bir kereviz çorbası tarifi vermek istedim. Berkay'ın bu aralar favorisi diyebilirim. İlk başta mercimek çorbası sandı bende içip yorum yapana kadar içinde ne olduğunu söylemedim.Kereviz olduğunu duyunca şaşırdı çünkü sebzenin kendine has o keskin bana göre missss kokusu ona hiç hoş gelmiyor.Ben bayılırım! Gelelim çorbanın yapımına, çok basit hatta bu yüzden Berkay ile beraber yapıyoruz.Havuç soyabiliyor yada sebzeleri üstün körü kesebiliyor hatta videosunu da ekledim becerebildiysem:) 

Malzemeler
Yarım kereviz
1 patates
1 adet pırasa
1 adet havuç
1 yemek kaş. Tereyağ
2 yemek kaş. Zeytinyağ
1 yemek kaş. Un 
4 su bardağı sıcak su

Yapılışı
Sebzeleri ortalama büyüklükte kesip tuz ve karabiberini ekleyerek kokusu çıkana kadar kavuruyoruz.Daha sonra unu ekleyip biraz daha kavurmaya devam ediyoruz.En son suyunu ekleyip kaynamaya başladıktan 5 dk sonra altını kapatıyoruz.Ilıyınca blendırdan geçirip pürüzsüz kıvama getiriyoruz.
Dilerseniz üzerine nane yakabilirsiniz daha lezzetli oluyor.Hatta ben artık normal su yerine Migrostan aldığım sebzeli kemik suyunu kullanmayı düşünüyorum.Aklınızda bulunsun derim.
Afiyet olsun.

24 Ocak 2018 Çarşamba

Hangi Çizgi Filmleri İzliyorsunuz ?

    Berkay'ın izlediği ve hayatımıza işleyen bazı çizgi filmler var.Lego Ninjago,Transformers ve Ben10.Bazen Vampirina ve Doctor Doti'de izliyor.Bunlar toplamda 25-35dk arası sürüyor bunun dışında ekranla pek işi yok.Bazen animasyon filmler izliyoruz beraber, Pixar filmlerini çok seviyoruz.Berkay özellikle Halloween temasını;Thriller'den dolayı zombileri ve danslarını,vampirleri,uzaylıları falan çok seviyor.Ama sevilmeyecek gibi değiller ki helede Küçük Vampir Rüdiger.Küçük Vampir ve Jill Murphy 'nin Cadılar Okulunu okuduğumda küçücüktüm ve böyle fantastik öykülere bayılırdım sonra Orta Dünya;Narnia,Hogwarts falan girdi hayatıma.Ben çok severdim o yüzden ben çocuğumun bunları sevmesini çok absürt görmüyorum.
    Okul psikoloğu zaman zaman yaptıkları konuşmalarda, sorularına verdiği cevaplarda farklı karakterlerden bahsettiğini duyunca şaşırmış.Kötü mü yaptım ki acaba diye sordum ama çocuk seviyor ve korkmuyorda, o bazı çocukların böyle şeylere çok farklı tepkiler verebileceğini ama Berkay'ın kötü karakterlerle bile empati kurduğunu ve bunun anormal olmadığını belirtti.Mesela Noel Baba yerine Krampus'u seviyor.”O neden kötü hiç sordun mu, nereden biliyorsun neden yalnız kaldığını” dedi, “herkes ondan korkup kimse onunla arkadaşlık etmediğinde yalnız kalmıştır yazık” dedi!
Neyse bende Lego çok sevdiği için kayıtlara bakarken gördüm StarWars ve Friends'te var, dedim kayıt edeyim belki beğenir izler.Star Wars sarmadı,bir iki bölümde Friends'i izledikten sonra “bu kızlar çok kavga ediyor izlemek istemiyorum,geriliyorum” dedi. “Annecim Ninjago'da sürekli dövüş vs var ama aynı şey değil mi” dedim. “Anne onlar Ninjalık yapıyor tabiki dövüşecekler ama çok iyi arkadaşlar,ustaları onları seviyor beraberce kazanıyorlar” dedi.Devam etti “ ama bu kızlar öyle değil biri hep onun dediği olsun istiyor,sürekli kızıyor,küsüyor hep yalnız kalınca anlıyor özür diliyor,arkadaşlarıda affediyor.Sürekli yanlış yapıyor,sürekli kavga ediyor hiç sevmedim” dedi.Aslında haklı bahsettiği karakter (sarışın olan) çok sorunlu ve aşırı rekabetçi bende sevmemiştim.


Ninjaları çok seviyor diye kavgacı olacağını düşünmek,bilgisayar oyunlarında adam öldürüp katil olacağını düşünmek kadar saçma.Tabiki olumsuz etkileri vardır ama zaten bazı çocuklar şiddete eğilimli oluyor ve bu oyunlar yada filmler yüzünden değil,çoğunlukla aile ortamları yüzünden oluyor. Bu tip mecralar da sadece var olan olumsuz duyguları pekiştiriyor.Zarar verme eğilimi olan çocuklar için farklı yollar izlenmelidir elbette fakat oyunun sadece oyun ve masalın sadece masal olduğunu düşünen realist çocuklarda var, hepsini aynı kefeye koyup genel bir görüş belirtmek ne kadar profesyonel olur bilemiyorum.Mesela ikimizde aynı şeyi izledik ama ne kadar farklı anlamlar yüklemişiz.
   Paw Patrol,Pijamask gibi toplu arkadaş gruplarının olduğu, özelliklede göreve yönelik şeyleri izlemekten zevk aldığını fark ettim.Ama dediğim gibi fantastik şeyleri izlemekten zevk alıyor ama pek hayalgücü olduğu söylenemez.Okuldan bir video geldi bana ,öğretmen hayalindeki evi anlat diyor bazı çocuklar ponnyler ile bazıları ise gökkuşağında yaşamayı istediğini söylüyor..benim sıpam aynen şölye ifade ediyor “teraslı ve havuzlu bir ev istiyorum birde denize yakın olsun!” Hayal değil de müteahhit projesi anlatıyor bebe:) Benim ona izlettirdiğim şeyler gerçek algısını bozar diyorlar ama hiçte öyle bir şey olduğu yok,onların gerçek olmadığının farkında çocuk.
Geçen akşam annemlere çaya gittik babam futbol maçı izliyordu,değiştir dedim hayvan belgeseli açtı.Annem katil balinaların kıyaya kadar yanaşıp fokları avlamasına hatta karınları doyduğunda suda cesetleri birbirlerine fırlatarak oynamalarına dehşet içinde bakıyor,bir yandan “tühhh tühh,ahhh vah,ayyyy gitti hayvan kıyamam” yorumları yapıyordu.Çocuk o sırada Lego oynuyor ve tv ile ilgilenmiyor gibi gözüküyordu ama bakmış demek ki en sonunda kalkıp tv'nin önüne geldi ve ellerini açıp resmen isyan etti “sizin televizyonunuzda ne biçim filmler var böyle ya!” diye.Böyle görüntülerden haliyle rahatsız oldu ama bir kaplanın antilopu parçalamasından rahatsız olmayarak izleyecek bir sürü çocuk ta var.Ve burada önemli olan biz dizi/film yada herhangi bir program izlerken çoook daha dikkatli olmalıyız çünkü izlemiyor,ilgilenmiyor gibi gözükselerde herşeyi kapıyorlar.İzlediği herşeyde eğitimle,bilimle vs ilgili olsun diye kasmıyorum ama şiddet içeriğine ve verdiği mesajlara dikkat etmeye çalışsam da bazen olmuyor.Artık küçük çocuklar için olan programlar da bile yetişkin içerikleri var.


Sizler neler izletiyorsunuz ve ne süreyle ekran izniniz var merak ettim? 

22 Ocak 2018 Pazartesi

Bir Abimm Olsaydı


  
   Ona bir kardeş lazım, hemde şimdi, acilen lazım!? Eh bee evladım hadi şimdi yapıyorum desen, en az bir sene sonra elinde yani:)) Şaka değil daha geçen sene ki şu yazıdan hatırlanacağı üzere kardeş falan istemeyen minnak,artık büyüdükçe ve sanırım herkeste de gördükçe bir yoldaşa, oyun arkadaşına falan özenmeye başladı.
  Bu fikri benimsemesinde kuzenimin Berkay ile aynı yaşta olan kızı Hira’nın da etkisi çok büyük. Hira tam Türkçe konuşamıyor fakat anlıyor ama harika anlaşıyorlar.Yan yana geldikleri an kıkır kıkır gülüşmeler yükseliyor ve bulundukları her mekanda dikkat çekmeyi başardılar ama umurlarında bile değil:) Bıdıbıdı bir muhabbetleri var offf, bazen minnak isyanlarda geliyor “bu kız ne diyor hiiiiç birşey annamıyorum ben!” diye ama sonra hemen dibinde bitiyor.Biz dönünce o orada ,bizim ki burada çok üzüldü.
Şimdi gelelim asıl konuya, okula rutin görüşmeler için gittiğimde bir resim gösterdiler fakat yanına bir sürü özel not alındığı için buradan paylaşmak istemedim.Ama ilk olarak çizilen mutlu bir baba,ikinci olarak anne (elinde tornovida var!) ,tam ortada Berkay ve Hira var! “O benim kardeşim” diyormuş anlatırken.
  Okul psikoloğu bunun güzel olduğunu söyledi,o sırada Berkayla yaptığı konuşmayı aktardı.Ben içim paramparça tabi,acaba çocuk kıskandı mı,üzüldü mü falan diye düşünüyorum.Kızcağız "bana mumyalar,vampirler falan anlatıyor” dediğinde bile bu kadar önemsemedim (bundan sonra bahsedeceğim).Hatta bazı sorulara bebekle vs ilgili cevaplar vermiş.Mesela “biri sana seslensin ama bu kim olsun ve sana ne desin?” denildiğinde “Berkayyyy desin,bunu bana bir bebek desin” demiş!!! Sonrada gözleri uzaklara dalarak “herkesin kardeşi var ama ben evde hep annemle oynamak zorundayım” diyerek iç çekmiş?!  Vay nankör sıppa seniiii! Şimdi o kardeşe hazır diye düşünüyorlar ama sırf o üzülüyor ve aman yalnız kalmasın diye ben üremeyi düşünmüyorum.Bugün arkadaşlarıyla oyundan dönüyoruz, dönüp diyor ki “ne güsel tabi Ç.ın ablası var onlar hala oynarlar ama ben evde yalnız oynıcaağm.”       
Üzülüyorum ama anlatıyorum “ohooo ben kardeşimle pek oynayamazdım,hiç anlaşamazdık, o gördüğün kardeşlerde her zaman güzelce oynamıyorlar” diye ama o aklında bir şey oluşturmuş belli.Ağzından hiç kardeş yapın diye çıkmıyor yada istiyorum vs demiyor sadece mesajlar var şu aralar. Kim bilir bu ruh hali daha ne kadar değişir.. Çocuk psikolojisi benim alanım değil tabi, her zaman işaretleri doğru da yorumlayamıyorum fakat arada işte böyle destek almak iyi oluyor.
  Bu anlamda artık okulda güzel vakit geçirmesi ve orada sosyalleşmesi büyük avantaj diye düşünüyorum.Okulsuz ve evde tek olan çocuklarda bu açık nasıl kapatılıyor diye de soruyorum kendi kendime.Çünkü önümüzdeki sene okula gitmesin, böylelikle daha çok gezebiliriz, hemde zaten sonraki sene ilkokul hazırlığı olacağı için öncesinde eğlenceli vakit geçirelim istiyordum.Ama zaman ne gösterir onu bilemiyorum benim ki sadece plan şuan.Yani 3-6 ay arası vize alabilirsem büyük ihtimalle okula göndermem ama bakalım,kısmet. Bir yandan çocuk etrafında başka çocuklar olsun istiyor artık, oyunları çeşitlensin istiyor ve biz ona yetemiyoruz bu yüzden okula devam mı etse diye de düşünüyorum.Bu akşam babasını oynamak için ikna edemeyince,boyununu büküp ağlamaya başladı(!) “bi abim olsaydıııı o benimle oynardııııııı” dedi.Bende “canım eğer bir abin olsaydı emin ol çoktan odasının kapısını kapatmış ve başka dünyalara dalmış olurdu" dedim.Bu aralar kardeş üzerine lobi çalışmaları yapıyor.Kardeşi olsa başına neler geşebileceğinden haberi yok tabi:))

Karşı komşumun küçük çocuğu onunla yaşıt ve şimdilerde iyi anlaşıyorlar o yüzden fırsat buldukça vakit geçirmelerini sağlıyorum.Şimdilik çözümüm bu,yaşıtlarıyla takılmasını sağlamak.Zaman ne gösterir,Berkay'ın tavrı değişir mi,nasıl olur hiç bilmiyorum.Bakalım daha önümüzde neler var..






   

5 Ocak 2018 Cuma

Viyana Gezi Notları- Haus Der Musik

   İşte Viyana’da en çok eğlendiğimiz mekan! Burası interaktif bir müzik müzesi.


Aslında ziyaretçi kitlesi özellikle çocuklar değil çünkü müzik ve ses adına her türlü bilgi,eşya,enstrüman var ve bunların hepsini misafirlerine çalma imkanı da sunuyor.Mozart,Bethooven,Strauss hakkında ilginç bilgiler ve odalar mevcut.Bu odalarda sanatçıların hayatı hakkında ilginç bilgilerin yanı sıra özel eşyaları da mevcut.
Bir kere şu merdivende delicesine eğlenmeyecek birini tanımıyorum bizim fotimiz aslında videodan çekilmiş bir kare çünkü hiç orada hoplayıp zıplarken fotoğraf çekilmek gelmedi.
  5 katlı bir müze ve sizi yönlendirerek ilerlemenizi sağlıyor ama aynı şekilde gezerek aşağı inemiyorsunuz o yüzden keyfini çıkararak gezin derim.İçeride bazı odalarda bale izleyebilir,eski konserleri dinleyebilirsiniz.Bu tarz köşelerde kaliteli ses sistemleriyle seçtiğiniz parçaları dinleyebilirsiniz.
Sesler hakkında her türlü gerekli,gereksiz bilgiyi öğrenip birde acaip eğlenceli şekilde deneyimleyebileceğiniz bölümler var.Ekranlardan müzik aletlerini seçip çalabiliyorsunuz hatta Berkay bu bölümde çok eğlenmişti.Benim en sevdiğim yer kesinlikle Viyana filarmoni orkestrasını yönetebilme şansı sunulan alandı.
Yaşayan en büyük orkestra şeflerinden biri kabul edilen Zubin Mehta size hoşgeldin diyor,tabi heyecan dorukta,nasıl yönetmeniz gerektiğini anlatıyor ve ta tadammm sahne sizin.Çok yavaş olursanız çalmayı bırakıyorlar,çok hızlıysanız ayak uyduruyorlar ama parça bittiğinizde orkestrdan biri ayağa kalkıp sizi bir güzel paylıyor:)) Berkay annesi gibi Strauss sever çıktı yada şansa (tabiki şansa ayol okuma mı biliyor çocuk) Annen Polka’yı seçti.Elini kolunu öylesine çılgınca salladı ki bittiğinde ayağa kalkan bir sanatçı “hiç mi ritim duygun yok evladım, bize resmen la cucaracha’yı çaldırdın” dedi:)))
Sırada bu deneyimi tatmak için bekleyen ahalide baya güldü, o kadar eğlenceli ki anlatamam gidin görün canım.Ayrıca 3,5€ gişeden kendi çaldığınız parçayı alabiliyormuşsunuz.
Viyana Filarmoni Orkestrası'nın kurucusu Otto Nicolai ve Berkay!







 Fonda bizi büyüleyen Mozart ve Strauss vb müzikler eşliğinde hayran hayran odalar arasında dolaşıyoruz..
Her köşesinde müzik çalan veya dans edilen bu şehre gelmeyi tercih etmemizde ki ana neden zaten romantik bir dönemde hüküm sürmüş bir imparatorluğun müzikleri,dansı,sanatı.. Evde sıkça Andre Rieu dinlediğimiz için Berkay’a yabancı gelmiyor tınılar.Hatta Blue Danube de gaza gelip evin içinde döne döne dans ettiğimiz için atlıyor kucağıma ve başlıyoruz şaşkın bakışlar altında yampirik şekilde dans etmeye:)) Videolar düzgün çekilmiş olsa kanal açıcam:p


Giriş 13€ ama diğer müzelere göre ziyaret saatleri daha uzun. 10:00-22:00 arası ziyarete açık.Rehber köpeklerin girmesine izin var ve engelliler için özel parkurlar mevcut.3 yaş altı çocuklar ücretsiz.

2 Ocak 2018 Salı

Çocukla Viyana’da Gezilecek Yerler

   Gezi bloglarından farklı olarak “Çocukla Viyana’da” eğlenceli neler yapabilirsiniz kısaca bahsetmek istiyorum.Eee sadece “ben” demekle olmuyor küçük gezginlerinde seyehatten mutlu dönmesini sağlamak lazım.
Viyana’da görülecek çoğu yer birbirine yakın, tabi bizim gittiğimiz mevsimde yürüyerek dolaşmak pek mümkün değildi.Şehrin toplu taşıma sistemi harika olduğu için o tramvaydan in, U-bahn’a bin,ordan in hop on hop off a bin derken 2 gün içinde çoğu yeri görebilmeniz mümkün.
Her müzeye girmeye kalkarsanız euro’nun durumundan dolayı baya maliyetli olur o yüzden öncelikli bir liste yapmanızı öneririm. Mesela daimi koleksiyonunda Claude Monet,Renoir,Picasso ve Munch gibi birbirinden muhteşem sanatçıların olduğu Albertina bence görmeden dönülemez listesinde! Dönemsel sergilerde mevcut mesela biz oradayken Raphael vardı.En sevdiğim ressamlardan Klimt eserleriyle dolu Leopold Museum da benim listemde öncelikliydi mesela.Ama bunları rahat gezebilmek için önce oğlumun gönlünü hoş ettim.
Çocuklar için Zoom Kinder Museum ilk ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri diye düşünüyorum.Gezi sonunda dönem kıyafetleriyle fotoğrafta çekiyorlar, çok şirin.Baya aktiviteli olan ve adından anlaşıldığı üzere sizi zamanda yolculuğa çıkaran Time Travel Vienna çoook eğlenceli benden söylemesi.
  Haus des Meeres, bu sefer ziyaret edemedim ama yazın gittiğimde kesinlikle uğrayacağım yerler arasında! Yanında parkıda olan bir akvaryum burası,içeride çeşitli aktiviteler olması yanı sıra restaurantınında hoş bir şehir manzarası var.
Viyana denilince ilk akla gelen fotoğraflardaki meşhur dönme dolap “Wiener Riesenrad” ın olduğu yer Prater! Özellikle havalar iyiyken çok keyifli vakit geçirilebilecek bir parkın içinde yer alan Prater kesinlikle yaz listemde! 


Yakınlarında bulunan Donauturm Kulesi ise çocuklar için oldukça heyecan verici bir alternatif.İki asansörlü turıstık kulenin 165mt yüksekliğinde bir döner restaurant bulunuyor.Bu manzarada kahve içip birer tatlı götürmek iyi fikir.Asansörler kuleye 35.sn de öylesine hızlı çıkıyor ki başınızın dönmesi kaçınılmaz.Cesaretiniz varsa bungee jumpingte varmış ama havaların  iyi olduğu dönemlerde tabi.
Her yerde Turist Infoları mevcut ve gercekten cok yardımcı oluyorlar bu konuda bir sıkıntı çekmedik.Ayrıca kaldıysa buralardan Türkçe broşür bulabilmenizde mümkün.Eeee sabah fıldır fıldır sarayları gezip akşamda operaya gidemeyeceğimize göre biz tercihimizi ailecek eğlenebileceğimiz yerlerden yana kullanıyoruz.Zaten öyle ışıl ışıl ve etkinlikli bir tarihe denk geldik ki her yerde kurulan Chriskindlmarkt gezdik ve yiyip içip eğlendik.Bu canlı pazarlar zaten hem bir çocuğu hemde yetişkini oyalayacak kadar büyük ve renkli.
    Şehirde gezerken neredeyse her sokakta, büyük bir imparatorluğun zenginliğinin ve ihtişamının kanıtı olarak barok mimarinin en güzel örneklerini izliyorsunuz..Çok güzel şekilde muhafa edilmiş binalarını,opera binasını hele o “respect” diye karşısında bir dur dedirtecek belediye binasını görüp kıskanmamak mümkün değil.Bu arada buraları gezerken müzeler sokağını yada Parlemanto binasını falan mutlaka görüyorsunuz merak etmeyin.Gezilecek yerler birbirine çok yakın olduğu için herhangi bir yeri gözden kaçırmak pek mümkün değil.Kaybolursanız da en yakındaki asyalı grubun peşine takılıverin:)
   Şehirde her noktada güzel çocuk parkları var buralar dinlenmek ve çocukları eğlendirmek için ideal oluyor ama biz kışın denk gelince birde Disney’e gidemeyip üzülen minnakı eğlendirmek için çiftlik temalı bir açık hava parkına gittik. -6 derece sıcaklıkta çocuğunu bu acaiiiip eğlenceli yere getiren tek Türk anası bendim:)) Märchenparkweg/ Family Park familypark.at adresinden nasıl bir yer olduğunu inceleyebilirsiniz.Grimm masal karakterleri,cadılar,kazanlar falan bizim anneleri korkutur belki ama korsan adası,ejderhalar,top atışı yapılan alan,çiftlik hayvanlarını girip doyasıya sevebildiğiniz bahçe,traktör turları vs derken o kadar çok eğlendik ki kim takar Hansel’i yemeye çalışan cadıyı:p Kişi başı 18€ ödedik.İçeride yeme içme yerleri mevcut ve lavoboları da temizdi.Yaz içinse içeride su aktivitelerinin olduğu bir alan var.


  Ama kışın burada olmanın ayrı bir güzelliği var çünkü açık havada meydanlarda yada pistlerde “eislaufen” buz pateni yapma imkanı.İnanılmaz eğlenceli vakit geçiriliyor.Bu mevsimde gelip Semmering’e gitmemek?!? Ayrıca gece o pistlerde ki ışıltılı alanlar falan inanılmaz eğlenceli.Kayak severleri buraya alalım Night skiing Zauberberg Semmering.




Yaz listemde yer alan, kışları kapalı Zipline ise burada yapılabilecek en eğlenceli aktivitelerden biri.Bu civarlarda adventure park teması yaygın ve gayette güzeller.Mayıs&sonrası gidiyorsanız ve macera tutkunuysanız Zipline Stoderzinken i mutlaka bir araştırın derim.
Şimdilik ailece eğlenmeli,gezmeli acaip bir tatil için benim önerilerim bunlar.Gittikçe daha farklı yerler keşfedersem de eklemeler yaparım:) 

   Bu arada en sevdiğimiz ve çoook eğlendiğimiz müzeyi bir sonraki posta sakladım çünkü iki satırla anlatmaya kıyamadım.—>>>

27 Aralık 2017 Çarşamba

Viyana Gezi - Hundertwasserhaus

   Hundertwasser Haus! Burayı ziyaret etmezseniz Viyana’ya gelmiş sayılmazsınız o kadar diyorum.Ayrıca o kadar güzel ki.. Viyana’nın o mükemmel şekilli oldcity binalarının arasında,renkleri ve tarzıyla kendini hemen belli ediyor hatta neredeyse onlara bir tepki gibi ortalarında yükseliyor.
Yapının minarı Friedensreich Hundertwasser biraz Gaudi’yi anımsatıyor tabi.Farklı şehirlerde benzer binalar ve yaşam alanlarıda varmış.Burası zaten geziye açık değil çünkü içeride yaşayanlar var ama önünde bol bol foti çekip, arka bahçesini görebilir ve vaktinizde varsa karşısındaki pasajda zaman geçirebilirsiniz.Pasajın içi böyle..


Sırf Berkay çok istedi diye iki magnete 10.90€ verdim.11 değil yalnız dikkatinizi çekerim,bu millet çok tuhaf yahu cent yoksa üründe yok:) Bozuk para çantan dolup taştı resmen incik cıncık parayla.İçeride Mozart Corner ve kahveci var ayrıca envai çeşit hediyelik eşya ve tabiki her şekle girmiş Klimt aksesuarları mevcut.Mevsimsel olarak değişiyordur tabi çünkü çok güzel ağaç süsleri vardı ama biz Salzburg’tan alınca başka bakmadık.Fincanlar 10€ dan, 150€ kadar vardı.Resimler,posterler,kar küreleri,magnetler,müzik kutuları,kağıt ağırlıkları... Çıkınca metro durağına yürürken güzel galeriler gördüm, hatta bir resmi o kadar çok beğendim ama maalesef fiyatı fazla tuzlu geldi.

  Minnak burayı çok beğendi,böyle bir yerde oturmak istermiş, rengarenk ne güzel dedi.Önündeki telefon klübeside Superman’in miş:p 
Burası gezi rotanıza eklenmesi gereken bir yer bence zaten fazla vaktinizide almayacaktır.




*Ulmon Offline Map,interneti kısıtlı olanlar için offline bir harita uygulamasıdır.Gezilecek yere gitmeden önce indirip,ziyaret etmek istediğiniz yerleri işaretleyin rahat rahat kaybolmadan dolaşın.Amannn yada kaybolun yahu çok eğlenceli olabiliyor..